Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

kar yok, çam yok, Noel Baba da olmaz tabi..

Bu sıra bizim illere pek kar düşmüyor. Ağaç mevcudumuz da az keza, elimizdekilerin de sayısı tam manasıyla bilinmemekle birlikte, 3 ağacımızdan biri kesinlikle çam değil.. Milletçe kırmızıya pek aşığız, orası kesin!

Bu sıralar, mahalle manavı, terzisi, bakkalı ve dahi kuruyemişçisinde Yılbaşı telaşı yaşanıyor. Ve bu telaş ısrarla Noel Baba, Kar tanesi ve Çam ağacı triosuyla göze çarpıyor..
Kırmızı mı?
Alayımız kıpkırmızıyız zaten, göz alabildiğine kızarmış durumdayız..!

Yeni yılı kutluyoruz. Bir ömür süresince bilmem kaçıncı kez, yeniden, yılmadan.. Saat 12 oldu mu zıvanadan çıkıp 12:15 sularında yerimize oturuyoruz.. Ne güzel.. Bizim o iptal olduğumuz 15 dakikada hayat yine akıyor, yine üzerinde yaşadığımız bu garip gezegen dönüyor bir yerlerde, bir şeylerin etrafında.. Israrla yaşlanıyor, yaşlandıkça merkezkaç'tan ödümüz daha mı patlar oluyor bilinmez, daha bir sıkı tutunur hale geliyoruz bu acayip küreye.. Her yılın başını daha bir şevkle, daha bir "helecanla", dah…

\\Çoluk Çocuk//

ne söyledikleri anlaşılır, ne sualleri önemsenir..
bir kenarda ses edip dinlerler içlerini..
dertleriyse küçüktür, kendileri gibi..
bilirler sade konuşmayı; bir ağız, tek sesten diğerlerine bağırmayı.
bir şunu bilmezler ki, ne söyledikleri anlaşılır, ne sualleri önemsenir..

"yalan söylüyorsun!"

- onu ben var ya, ağaçların kuşları sevdiği kadar sevdim mithat. öyle ayakta öyle dimdik.. o karşıdan gelirken öyle pırpırlandı ki içim, içimi sökecektim. köklerimi alacaktım da elime, koşacaktım sanki yol boyu unutup ağaçlığımı.. dermansız dertler gibi dönecektim içime sonra, o yüzünü çevirince benden.. onu ben kimsesizlikten çürümüş, dokunsan kırılacak yanlarımın, bir nefese duyduğu hasret kadar sevdim mithat, öyle büyük..
+ yalansın ibrahim abi..
- yeminlen..

çek/git

zaman ilaç olmuyormuş bazı mevzularda.
"üzerine gitmek" ve "çekip gitmek" arasında ince bir çizgi varmış..
illa ki birini yapmak lazımmış..
fakat bana göre olan çekip gitmekmiş..

yeni öğrenmedim, bi daha gördüm..

terk

Yüzüme acını gömüp bakma
Yorgunsun biliyorum, ansızın gitme.
Ellerinle ateşe verdiğin ruhumu yüreğinle yakma.

En bildiğin sevmek buysa beni sevme.
Yolcu et rüyalarını uykuna.
Ne olur deme, düşünme, bilme.

Zamanı bırak gitsin kendi yoluna.
Sana sormadılar aşkı, aşklar sorgusuz.
Bırak girsin yeni bir âşık koluna.

Bilirim seni, yine her gecen uykusuz.
Aşk bu sevdiğim gelir başına korkma.
Sana sormadılar aşkı hiç, aşklar sorgusuz.

Aslı AKER
08.03.03/00:03

Bildiri-Yorum #2

İnsanlar yaşıyorlar. Bakıyorum da etrafıma, herkes bir yerlere koşuyor, yetişiyor, kaçırıyor bir şeyleri. Duruyorum ben de arada, izliyorum olanı biteni…

Gözde ve Oğuz, Biricik kuzenim.. Gülüşünde her mevsimin en güzel yanlarını taşıyan Gözde’cik evlendi geçtiğimiz hafta. Mutluluğunu okudum gözlerinde, nikahını izlemeye gelen pek çokları da gördü benim gördüğümün aynısını.. Bir ömre sığmayacak mutluluklar, sevinçler olsun sizinle..

Uğur, Öyle çok zamandır adam akıllı göremiyorum ki onu! Rıhtımda bira içmekle olmuyor ki yalnız.. Uzun uzun konuşmak istiyor gönül, saatlerce.. Oradan buradan “çılgın” geyikler yapıp dibe vurmak hatta bazen..

Serkan, Gittim gördüm. Özlemişim hem ne çok! Keyfi yerindeydi, aşıktı hem de nasıl! Evlilik sözcüğü dolanmıştı diline, pek de yakışmıştı hani.. Konuştuk biraz, oradan buradan, işten güçten.. Anladı beni, ben de onu anladım sanki.. Anlaştık.. Seviyorum ben onu çok.. “Abim!”

Ekin, bir gün ansızın kalk hadi koş sinemaya gidiyoruz diye evden çıkardı beni. Kutl…

21

Doğumumun yıl dönümü evvelinde bana bir şeyler olur.
Yazarım. Daha bir çok, daha bir sık...
Zannederim ki, "nasıl yazarsam öyle gidecek bu yıl.."
Öyle zannederim!

Nüfuz

aşk nüfuz ederken teninin altına, hiç çıkmamacasına,
uyanılmayacak uykulara yatılır mı!
çık git, sokaklara bi' bak, gecesine bi' bak yaşadığın şehrin,
koş caddelerinde..
nefes al, sömür gökyüzünü..
gül sonra, kahkahalarla!

soru?

bugünü kaçırmış olabilirsin.. soramamış olabilirsin bugün..
ama soruların varsa ve kemiriyorlarsa seni, bu onların baki olacağına işarettir.. sorularla yaşanmaz.. soracaksın onları, yanıtlarının saklandığını düşündüğün kimselere.. bu aslı'ysa aslı, ahmet'se ahmet.. önemsiz kim oldukları..
sorulacak o zaman, her kimse soruların muhatabı..

sıkmayacaksın kendini, tereddüt duymayacaksın, korkmayacaksın kaybederim, üzerim diye..
sen üzülürken, sen kalırken sorular içinde kimse duymaz seni, belki duysa da umursamaz..

seni umursayanları bilmek adına ya da ortaya çıkarmak için seni önemsemeyenleri..
soracaksın..

yaşanmaz yoksa soru işaretleriyle..

bitelge

Yepyeni bir atraksiyonun içindeyim..

Hayatın farklı köşelerinde takılı kalmalarım sebebiyle baş gösteren, biraz da ürkmeme sebebiyet vermiş "yazamama/yazmama" durumunu durdurmak maksadıyla çok sevdiğim ve kalemine hayranlık duyduğum bir dosta, bir sohbet esnasında "gel bir mekanımız olsun seninle, söyleşelim orada, sözcüklerimizi kavuşturalım, tokuşturalım" dedim..
Kırmadı beni..

Nosta ve Aslı'nın yeri efendim..
Ziyaret ediniz, izleyiniz..

http://bitelge.blogspot.com/